İçindekiler
Türkiye intralojistik ve istif makineleri sektörünün lider markalarından HASEL, UTİKAD ve İSDER iş birliğiyle düzenlenen İstif Makineleri ve Akıllı Depo Teknolojileri Zirvesi’nde yerini aldı. Zirve kapsamında düzenlenen panellerde HASEL Grup Kilit Müşteriler Satış Müdürü Efecan Günay; depolarda otomasyona geçiş süreçleri, doğru hedef belirleme, insan entegrasyonu ve operasyonel gereksinimlere uygun karma çözüm modellerini paylaştı.
İstif Makineleri ve Akıllı Depo Teknolojileri Zirvesi, intralojistik sektörünün dönüşümünü farklı başlıklarıyla ele aldı. Elektrifikasyon, otonomi ve sürdürülebilirliğin yanı sıra depo operasyonlarında otomasyonun nasıl uygulanması gerektiği de zirvenin öne çıkan gündemleri arasında yer aldı. Etkinlikte konuşan HASEL Grup Kilit Müşteriler Satış Müdürü Efecan Günay, işletmelerin otomasyon yatırımlarına yalnızca teknoloji veya robot sayısı üzerinden yaklaşmaması gerektiğini vurguladı. Günay’a göre başarılı bir otomasyon yatırımı, öncelikle işletmenin hangi problemi çözmek istediğinin net biçimde ortaya konulmasıyla başlıyor.
Otomasyonun çıkış noktası doğru hedef olmalı
Depolarını otomatikleştirmek isteyen işletmelerin ilk olarak ihtiyaçlarını ve hedeflerini tanımlaması gerektiğini belirten Günay, otomasyon kararının ölçülebilir sonuçlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Günay, “Otomasyona geçmeyi düşünen firmaların ilk başta kendilerine sorması gereken şey; ‘Ben neyi hedefliyorum, neyi daha iyi başarmak istiyorum ya da hangi problemi çözmek istiyorum?’ olmalıdır” dedi. Gece vardiyalarında personel bulma güçlüğü, artan iş kazası maliyetleri veya operasyonel yoğunluk gibi faktörlerin otomasyona yönelimi artırabildiğini belirten Günay, bunların tek başına yatırım hedefi olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti. Günay, sevkiyat hazırlık süresini yüzde 25 kısaltmak veya iş kazalarını yüzde 50 azaltmak gibi ölçülebilir hedeflerin yatırımın geri dönüşünün değerlendirilmesini kolaylaştıracağını ifade etti.
Darboğazın kaynağı doğru tespit edilmeli
Günay, otomasyon yatırımlarından önce operasyon içerisindeki darboğazların doğru analiz edilmesinin de kritik olduğunu vurguladı. Depoda yaşanan bir aksamanın her zaman depo içindeki süreçlerden kaynaklanmayabileceğine dikkat çeken Günay, bilgi akışındaki eksikliklerin yanı sıra kapıda bekleyen araçlar gibi operasyonun dışındaki faktörlerin de toplam verimliliği etkileyebildiğini belirtti. Bu nedenle otomasyon kararının yalnızca tek bir operasyon adımına değil, sürecin tamamına bakılarak verilmesi gerektiğini ifade etti.
Çalışanlar dönüşümün dışında bırakılmamalı
Otomasyon projelerinin başarısında insan faktörünün belirleyici olduğunu söyleyen Günay, çalışanların sürece sonradan dahil edilmesinin önemli bir risk oluşturduğunu belirtti. Türkiye’de ve yurt dışında gerçekleştirilen bazı otomasyon yatırımlarında beklenen verimin alınamamasının nedenlerinden birinin insan entegrasyonundaki eksiklikler olduğunu ifade eden Günay, manuel operasyonlarda görev yapan çalışanların dönüşümün en başından itibaren sürece dahil edilmesi, gerekli eğitimlerin verilmesi ve yeni çalışma biçimlerine hazırlanması gerektiğini söyledi.
Her depo için tam otomasyon gerekmiyor
Otomasyonun manuel operasyonlardan AGV ve AMR çözümlerine, tamamen otomatik depolara kadar geniş bir uygulama alanına sahip olduğunu belirten Günay, her işletmenin aynı seviyede otomasyona ihtiyaç duymadığının altını çizdi. Günay, yatırım kararında “Kaç robot alınmalı?” veya “Yatırım tutarı ne kadar?” sorularının ilk sırada yer almaması gerektiğini belirterek, önceliğin operasyonun ihtiyaçlarına uygun çözümün belirlenmesi olduğunu söyledi. Sık tekrarlanan ve yoğun vardiyalarla yürütülen işlerde otomasyonun önemli avantajlar sağlayabildiğini belirten Günay, yüklerin sürekli değiştiği ve kararların anlık olarak alınmasını gerektiren operasyonlarda ise manuel çözümlerin önemini koruduğunu ifade etti. Günay’a göre bu iki yaklaşımın birbirinin alternatifi olarak görülmesi yerine birlikte değerlendirilmesi, önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacak. Otomatik sistemler ile operatörlü manuel araçların aynı operasyon içerisinde birlikte çalıştığı hibrit modellerin yaygınlaşması, intralojistikte dönüşümün önemli başlıklarından biri olacak.

