28 Eylül 26, Pazartesi
spot_img

Borçelik Teknik Akademi Operatörleri Sahaya Simülasyonla Hazırlıyor

Borçelik Teknik Akademi Müdürü Emre Bülbül, forklift ve reach truck eğitimlerinde simülatör kullanımından proje taşımacılığına özel geliştirilen eğitim çözümlerine kadar operatör yetiştirme süreçlerindeki dönüşümü anlattı. Bülbül, simülasyonun yalnızca teknik kullanım becerisini değil, risk algısı ve karar verme davranışlarını da ölçülebilir hale getirdiğini vurguladı.

Borçelik Teknik Akademi hangi ihtiyaçtan doğdu?

Borçelik Teknik Akademi, sanayide ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücünün geliştirilmesi, teknik yetkinliklerin sistematik biçimde artırılması ve güvenli çalışma kültürünün güçlendirilmesi amacıyla 2014 yılında kuruldu.

Kuruluş aşamasındaki somut ihtiyaçlarımızdan biri de kuşaklar arası teknik bilgi transferiydi. Deneyimli çalışanlarımızın emekliliğe yaklaşması ve yeni neslin fabrikamızda işbaşı yapmasıyla birlikte, yıllar içinde oluşan operasyonel bilgi birikimini sistematik biçimde aktarmak önem kazandı. Bu amaçla kendi iç eğitmenlerimizi yetiştirerek mevcut operatörlerimizin bilgi ve deneyimini yeni çalışanlara aktaracak bir yapı oluşturduk.

Kuruluşumuzdan itibaren yaklaşımımız yalnızca sınıf eğitimi vermek olmadı. Çalışanların ve şirketlerin ihtiyaçlarını analiz ederek mesleki ve teknik eğitim, ölçme-değerlendirme, belgelendirme ve eğitim teknolojilerini aynı yapı içinde buluşturduk. Bugün yalnızca Borçelik’e değil, 90’ı aşkın müşteriye hizmet veriyoruz. Makine, metal, ulaştırma-lojistik, kimya ve elektrik alanlarında eğitimler geliştiriyor; MYK kapsamında akredite olduğumuz 17 ulusal yeterlilik ve 38 yeterlilik biriminde belgelendirme faaliyetleri yürütüyoruz. Dijital öğrenme, sanal ve karma gerçeklik ve simülasyon tabanlı eğitimler de bu yapının önemli bir parçası.

Bunun yanında Akademinin önemli bir yönünü de toplumsal fayda çalışmaları oluşturuyor. “Meslek Lisesi Varsa Gelecek Var”, “Sınıf Fabrikada” ve “İşin İçinde Gençlik Var” gibi çalışmalarla gençleri teknik mesleklerle daha erken buluşturuyor; eğitim, mentorluk, saha deneyimi ve kariyer gelişimiyle istihdama hazırlıyoruz. “Kadına Güç İş Yok” ve “Bu İş Eşitlik İşi” gibi projelerle de kadınların üretim, lojistik ve operatörlük gibi geleneksel olarak erkek yoğun alanlarda daha fazla yer almasını destekliyoruz. Dolayısıyla yalnızca bugünün çalışanlarını geliştirmeyi değil, sanayinin gelecekteki yetenek havuzunu daha kapsayıcı biçimde büyütmeyi hedefliyoruz.

Borçelik Teknik Akademi Müdürü Emre Bülbül

Operatör eğitiminde simülatör kullanma fikri nasıl ortaya çıktı? Geleneksel eğitim yöntemleriyle karşılaştırıldığında simülasyon tabanlı eğitimin en önemli avantajları sizce neler?

Simülatör kullanma fikri, teorik bilginin gerçek çalışma davranışına dönüşmesindeki boşluktan ve deneyimsiz bir adayı doğrudan gerçek ekipmana çıkarmanın taşıdığı riskten doğdu. Yükün salınımını yönetmek, dar alanda manevra yapmak, görüş kısıtlıyken karar vermek veya beklenmedik bir tehlikeye doğru tepki vermek yalnızca teorik anlatımla geliştirilebilen beceriler değil.

Bu ihtiyacı vinç operasyonlarımız üzerinden somutlaştırabiliriz. Borçelik’te ham maddeden bitmiş ürüne kadar pek çok taşıma operasyonu vinçlerle gerçekleştiriliyor ve yılda yaklaşık 3 milyon vinç hareketi yapılıyor. Yirmi tonluk ürünlerin taşındığı ve operasyonların 7/24 sürdüğü bir ortamda, operatörün yalnızca teorik bilgiye sahip olması yeterli değil. Bu bilgiyi güvenli kullanım becerisine dönüştürebilmesi de gerekiyor.

Simülasyon ortamında operatör, gerçek sahaya çıkmadan farklı riskleri ve hata senaryolarını güvenli biçimde deneyimleyebiliyor; aynı görevi tekrar edebiliyor ve eğitmenden anlık geri bildirim alabiliyor. Gerçek sahada bir hata ekipman hasarı, ürün kaybı veya iş kazasına dönüşebilirken simülasyonda aynı hata bir öğrenme fırsatına dönüşüyor. Bu nedenle simülasyonu geleneksel eğitimin alternatifi değil; teori, dijital içerik ve gerçek saha uygulamasını birbirine bağlayan güvenli, standart ve ölçülebilir bir öğrenme aşaması olarak görüyoruz.

Gerçek ekipmanın kumandalarıyla sanal fabrika ortamında yapılan tekrarlar, operatörün el pratiğini ve motor becerilerini de geliştiriyor. Böylece çalışan, gerçek ekipmana çıkmadan önce kullanım hareketlerini ve farklı risklere vereceği tepkileri pekiştirebiliyor.

Forklift ve reach truck operatörlüğü için simülatör geliştirme ihtiyacı nasıl ortaya çıktı?

Forklift ve reach truck operasyonları üretim ve lojistiğin birçok aşamasında yer alıyor; ancak dar alan, sınırlı görüş, yaya trafiği, raf operasyonları, farklı yük merkezleri ve ekipman etkileşimleri gibi çok sayıda riski aynı anda barındırıyor. Buna karşılık operatör adaylarının gerçek çalışma sahasına geçmeden önce uzun süreli, yapılandırılmış ve standart bir uygulama deneyimi kazanabilecekleri eğitim modelleri oldukça sınırlı.

Vinç operasyonlarından edindiğimiz deneyimi, sanayinin farklı alanlarında daha yaygın kullanılan forklift operasyonlarına da taşımak istedik. Buradaki ihtiyacı yalnızca yeni operatör yetiştirmek olarak görmedik. Halihazırda çalışan operatörlerin gelişim alanlarını belirleyebileceğimiz ve güvenli kullanım alışkanlıklarını güçlendirebileceğimiz bir ortam oluşturmayı da hedefledik.

Saha verilerini ve geçmiş olayları değerlendirdiğimizde, teknik kullanım kadar operatör davranışlarının ve karar verme süreçlerinin de önemli bir gelişim alanı olduğunu gördük. Bu nedenle gerçek ekipman üzerinde risk oluşturmadan daha fazla uygulama yapılabilecek bir eğitim ortamına ihtiyaç duyduk. Borçelik Teknik Akademi’nin saha ve eğitim deneyimini Nara’nın XR ve simülasyon teknolojilerindeki yetkinliğiyle birleştirerek forklift ve reach truck simülatörünü geliştirdik. Bugün farklı ekipman, ataşman, yük, raf, dorse, zemin ve iklim koşullarını farklı kombinasyonlarla senaryolaştırabiliyoruz.

Simülatörler gerçek forklift ve reach truck kullanımını ne ölçüde yansıtıyor?

Geliştirme sürecindeki temel hedefimiz, operatöre mümkün olduğunca gerçeğe yakın bir kullanım deneyimi sunmaktı. Gerçek kokpit bileşenleri, direksiyon ve pedallar, kaldırma kumandaları, hareketli platform, sanal gerçeklik gözlüğü ve fizik motoru birlikte çalışıyor. Forklift ve reach truck’ın manevra, raf yaklaşımı, görüş ve kullanım karakteristikleri ayrı ayrı modelleniyor.

Gerçekçiliği yalnızca teknik ekiplerin değerlendirmeleriyle sınırlı tutmadık. Simülatörü sahada aktif çalışan deneyimli operatörlere kullandırarak direksiyon ve pedal tepkilerinden hızlanma-frenlemeye, yük kaldırma-indirmeden görüş açılarına kadar geri bildirimler topladık ve sistemi tekrar tekrar iyileştirdik. Raf, dorse, farklı zeminler, yük tipleri, görüş kısıtları ve iklim koşulları da senaryolara dahil edildi. Bununla birlikte simülasyon gerçek ekipmanın birebir alternatifi değil; gerçek saha uygulamasına hazırlayan güçlü bir öğrenme aşaması.

Örneğin operatörün yağmurlu veya karlı havada dış stok sahasında çalışmasını ya da gece operasyon yapmasını simülasyonda sağlayabiliyoruz. Bu koşullarda ekipmanın verdiği tepkiler, taşınan yüke ve kullanılan ataşmana göre değişebiliyor. Böylece yalnızca ortamın görünümünü değil, farklı koşulların kullanım üzerindeki etkilerini de eğitim sürecine taşıyoruz.

Eğitim sırasında operatörün yaptığı hatalar ve performansı nasıl ölçülüyor?

Simülasyon tabanlı eğitimin en önemli avantajlarından biri, operatör performansını ölçülebilir veriler üzerinden değerlendirebilmemiz. Senaryo boyunca hız kullanımı, çarpışma ve temaslar, güvenli mesafe, rota ve manevralar, çatal ve yük konumu, operasyon süresi, trafik kurallarına uyum ve kritik güvenlik ihlalleri gibi farklı parametreleri kayıt altına alıyoruz.

Uygulamaları basitten zora ilerleyen bir senaryo sistematiğiyle yürütüyoruz. Eğitmenimiz operatörün kullanımını farklı kamera açılarından izliyor ve anlık geri bildirim veriyor. Uygulama kayıtlarını daha sonra operatörle birlikte yeniden inceleyerek hatanın hangi aşamada oluştuğunu gösterebiliyor, ilgili görevi tekrar yaptırabiliyoruz. Böylece gelişimi yalnızca eğitim sonunda değil, süreç boyunca takip ediyoruz.

Bu sayede yalnızca “başarılı/başarısız” sonucu üretmek yerine kişinin güçlü yönlerini ve gelişime açık alanlarını ortaya koyabiliyoruz. Simülasyondan elde edilen verileri eğitmen gözlemleriyle birlikte değerlendiriyor, yapay zekâ destekli analizlerle kişiye özel gelişim raporlarına dönüştürüyoruz. Böylece hangi davranışların öncelikli olarak geliştirilmesi gerektiği ve hangi eğitimlerin tekrar edilmesinin faydalı olacağı daha somut biçimde belirlenebiliyor.

Forklift ve reach truck eğitimlerinde özellikle hangi kullanım becerileri ve riskler üzerinde duruyorsunuz?

Eğitimler operasyon öncesi günlük kontrollerle başlıyor. Doğru sürüş ve manevra, yük kapasitesi ve yük merkezi ilişkisi, çatal konumu, palet bütünlüğü, güvenli kaldırma-indirme, dönüşlerde hız kontrolü, geri sürüş, rampa kullanımı, dar alanda manevra ve rafa yaklaşma temel beceriler arasında. Reach truck tarafında yüksek raf ve dar koridor hareketleri ile sınırlı görüş ayrıca ele alınıyor. Bu becerileri somut görevlerle değerlendiriyoruz. Operatörün yüke hasar vermeden yaklaşması, yükü dökmeden taşıması ve doğru açıyla rafa yerleştirmesi gibi adımları ayrı ayrı inceliyoruz. Senaryo sırasında çalışma alanından bir yaya geçirerek operatörün beklenmedik bir karşılaşmaya nasıl tepki verdiğini de gözlemleyebiliyoruz.

Risk tarafında ise devrilme, yük düşmesi, yaya-ekipman etkileşimi, kör noktalar, uygunsuz hız, dengesiz yük, görüşü engelleyen yükler, hatalı park ve kontrolsüz hareket gibi durumlara odaklanıyoruz. Operatörün yalnızca ekipmanı kullanmasını değil, çevresini okuyabilmesini, riski fark edebilmesini ve gerektiğinde operasyonu güvenli biçimde durdurabilmesini bekliyoruz.

Simülatörde eğitim tamamlandıktan sonra operatörün gerçek forklift veya reach truck’a geçiş süreci nasıl ilerliyor?

Süreç kademeli ilerliyor. Önce teorik ve dijital içeriklerle ekipmanın çalışma prensipleri, güvenli kullanım kuralları ve temel riskler aktarılıyor. Ardından simülatörde yönlendirmeli uygulamalar ve farklı yük, raf, dorse, zemin ve çevresel koşullara ilişkin senaryolar tamamlanıyor. Operatör burada hata yapma, sonucunu görme ve doğru davranışı tekrar ederek pekiştirme fırsatı buluyor.

Simülasyon verileri ve eğitmen gözlemleri birlikte değerlendirilerek kişinin gerçek ekipmana geçişe hazır olup olmadığı belirleniyor. Gelişim ihtiyacı varsa sahaya çıkmadan önce ek uygulamalar yapılabiliyor. Sonrasında gerçek forklift veya reach truck üzerinde eğitmen gözetiminde saha uygulamasına geçiliyor ve işletmeye özgü koşullar pekiştiriliyor. Simülasyon sonucu tek başına kullanım yetkisi veya mesleki yeterlilik anlamına gelmiyor; ilgili mevzuat, belgelendirme ve saha değerlendirmeleri aynen devam ediyor.

Yoğun ve bire bir yürütülen programlarda, vinç ve forklift operatörlüğüne yönelik teori, el pratiği ve simülatör uygulamalarını bir araya getirerek 15–20 günlük bir eğitim sürecinde operatör yetiştirebiliyoruz.

Simülatör eğitimi alan operatörlerin gerçek ekipmana ve çalışma ortamına adaptasyonunda ne gibi farklar gözlemlediniz?

Özellikle yeni operatörlerin gerçek ekipmana geçişte daha kontrollü, daha bilinçli ve daha hazırlıklı hareket ettiğini gözlemliyoruz. Simülasyonda kumandaları, görev sırasını ve farklı riskleri önceden deneyimledikleri için gerçek sahada daha az tereddüt ediyor, çevre kontrollerini daha sistematik yapıyor ve eğitmen yönlendirmelerini daha hızlı uygulayabiliyorlar.

Proje kapsamında yaptığımız ölçümlerde yeni operatörlerin adaptasyon süresinde yaklaşık %30 iyileşme, operasyonel verimlilik göstergelerinde ise %35’e varan gelişim elde ettik. Katılımcıların simülasyon deneyimine ilişkin ortalama memnuniyet puanı da 10 üzerinden 9,8 seviyesinde gerçekleşti. Elbette bu sonuçları yalnızca simülatöre bağlamıyoruz; saha düzenlemeleri, İSG uygulamaları ve diğer eğitim faaliyetleri de sürecin önemli parçaları. Simülasyonun katkısını, çalışanı gerçek sahaya daha hazırlıklı çıkaran bir aşama olarak değerlendiriyoruz.

Operatör anketlerinde çalışanlardan simülatörde karşılaştıkları senaryoların günlük operasyonlardan daha zorlayıcı olduğunu ve bunun sahaya uyumlarını kolaylaştırdığını belirten geri bildirimler alıyoruz. Çok sayıda farklı durumu önceden deneyimlemiş olmaları, gerçek ekipmanı kullanmaya başladıklarında kendilerine daha fazla güvenmelerini sağlıyor. Bu geçişi operatörlerin değerlendirmelerinin yanı sıra takım liderlerinden aldığımız geri bildirimlerle de izliyoruz.

Operatörün gerçek ekipmanda hata yaparak öğrenmesi yerine, bu hataları simülasyon ortamında deneyimlemesinin ne gibi avantajları var?

Gerçek ekipman üzerindeki bir hata yalnızca öğrenme sürecinin parçası olarak kalmayabilir; iş kazasına, ekipman veya ürün hasarına, operasyonun durmasına ve ciddi maddi kayıplara yol açabilir. Simülasyon ortamında ise aynı davranışların sonuçlarını insana, ekipmana veya ürüne zarar vermeden gösterebiliyoruz.

Operatör devrilme riski yaşayabiliyor, yükü düşürebiliyor, kör noktadan çıkan bir yayaya yanlış tepki verebiliyor veya rafla temas edebiliyor; ardından senaryo durdurulup kritik adım tekrar edilebiliyor. Böylece çalışan yalnızca eğitmenin “bunu yapma” dediğini duymuyor, neden yapmaması gerektiğini deneyimleyerek öğreniyor. Özellikle gerçek sahada güvenli biçimde oluşturulması mümkün olmayan düşük olasılıklı ancak yüksek etkili olayların eğitime dahil edilebilmesi önemli bir avantaj sağlıyor.

Bir operatörün meslek hayatı boyunca belki yalnızca birkaç kez karşılaşacağı durumları, eğitim sırasında tekrar tekrar deneyimletebiliyoruz. Örneğin başka bir forkliftle beklenmedik biçimde karşılaşma veya olumsuz hava koşullarında yük taşıma gibi senaryolarda, yalnızca ekipman hakimiyetini değil, anlık karar verme becerisini de geliştirme fırsatı buluyoruz.

Forklift ve reach truck kullanımında simülatör eğitiminin iş kazalarının önlenmesine nasıl bir katkısı olduğunu gözlemliyorsunuz?

Simülatörün iş güvenliği açısından en önemli katkısı, kazaya dönüşebilecek davranışları henüz gerçek sahaya çıkmadan görünür hale getirmesi. Hız yönetimi, kör nokta davranışı, yaya ile karşılaşma, yük taşıma şekli, güvenli mesafe ve riskli manevralar gibi kritik davranışları güvenli ortamda gözlemleyebiliyor; kişiye özgü riskli alışkanlıkları erken aşamada tespit edebiliyoruz.

Eğitim sonrasında operatörlerin yaşadığı olay ve kazaları yaklaşık bir yıl boyunca takip ediyoruz. Simülatörü yalnızca başlangıç eğitimi için değil, bir hata veya kaza sonrasında ilgili uygulamanın yeniden çalışılması ve eğitimin tazelenmesi için de kullanıyoruz. Ayrıca herhangi bir olay yaşanmamış olsa bile operatörleri periyodik tazeleme eğitimlerine davet ediyoruz. Böylece yetkinlik açıklarını bir kazayla görünür hâle gelmeden önce belirleyip gelişim sağlayabiliyoruz.

Sahadaki sonuçlara baktığımızda da operatör kaynaklı İSG olay sayısında %90’a varan düşüş gözlemledik. Elbette iş kazalarının önlenmesi tek bir eğitim aracına bağlı değil; saha düzeni, ekipman bakımı, prosedürler, denetim ve güvenlik kültürüyle birlikte ele alınmalı. Simülasyon bu bütünün, davranışı kazaya dönüşmeden önce değiştirmeye yardımcı olan önemli bir parçası.

Eğitimlerde yalnızca ekipmanı kullanma becerisi mi, yoksa operatörün riskleri fark etme ve doğru karar verme becerisi de değerlendiriliyor mu?

Kesinlikle her ikisini de değerlendiriyoruz. Bir operatör bütün kumandaları doğru kullanabilir; ancak riskli bir durumda yanlış karar veriyorsa bizim açımızdan henüz yeterli seviyeye ulaşmış değildir. Bu nedenle teknik kullanımın yanında risk algısı, çevresel farkındalık ve karar verme davranışlarını da senaryoların içine yerleştiriyoruz.

Örneğin operatör kör noktaya yaklaşırken hızını düşürüyor mu, yaya gördüğünde nasıl davranıyor, görüşü kapalı bir yükle doğru yöntemi seçiyor mu veya güvenli olmayan bir durumda operasyonu durdurabiliyor mu gibi kritik noktaları gözlemliyoruz. Bizim için geleceğin operatör yetkinliği yalnızca “ekipmanı kullanabilmek” değil; riski önceden fark ederek ekipmanı güvenli ve doğru kararlarla yönetebilmek.

Çok yüksek bir raftan ağır yük alınması, görüş alanının dar olduğu bir depoda hareket edilmesi veya karlı havada bir araca yükleme yapılması gibi görevler de bu değerlendirmenin parçası. Bu senaryolar, operatörün değişen koşullar karşısında nasıl karar verdiğini ve hangi aksiyonu seçtiğini gözlemlememizi sağlıyor.

Akademinin Borçelik dışındaki şirketlere eğitim vermeye başlaması nasıl gerçekleşti? Çalıştığınız firmalar ağırlıklı olarak hangi sektörlerden geliyor?

Borçelik içinde yıllar boyunca güçlü bir saha deneyimi, teknik bilgi birikimi ve eğitim kültürü oluştu. Bir noktadan sonra bu birikimin yalnızca Borçelik içerisinde kalmaması gerektiğini düşündük; çünkü nitelikli çalışan yetiştirmek, güvenli çalışma kültürünü geliştirmek ve teknik yetkinlikleri artırmak sanayinin ortak ihtiyaçları.

Borçelik’te uyguladığımız ve sonuçlarını sahada ölçebildiğimiz eğitim modellerini farklı şirketlerle paylaşmaya başladık. İş ortaklarımızdan gelen talepler ve referanslarla Akademinin hizmet ağı zaman içinde genişledi. Bugün otomotiv, çelik, metal, lojistik, limancılık ve enerji başta olmak üzere farklı sanayi ve üretim alanlarında faaliyet gösteren 90’ı aşkın kurumsal müşteriye hizmet veriyoruz. Bizi farklılaştıran en önemli noktalardan biri, sanayinin içinden gelen bir akademi olmamız; sahadaki operasyonu, ekipmanı ve küçük bir hatanın nasıl büyük bir riske dönüşebileceğini yakından biliyoruz.

Bu birikimi yalnızca ticari eğitim hizmetleriyle değil, sosyal sorumluluk çalışmalarımızla da ekosisteme açıyoruz. Meslek liseleri ve gençlere yönelik programlarımızda teknik eğitim, mentorluk, saha deneyimi ve kariyer gelişimini bir araya getirerek istihdama geçişi destekliyoruz. Kadın istihdamına yönelik projelerimizde ise özellikle üretim ve operatörlük gibi alanlarda mesleği güvenli biçimde deneyimleme, yetkinlik kazanma ve kariyer fırsatlarına erişme imkânını artırmayı amaçlıyoruz.

Firmaların operatör eğitiminde en fazla hangi konularda desteğe ihtiyaç duyduğunu gözlemliyorsunuz?

En sık karşılaştığımız ihtiyaçlardan biri, operatör yetkinliklerinin standart ve ölçülebilir bir yapıya kavuşturulması. Aynı işi uzun süredir yapan çalışanların dahi bilgi, beceri ve çalışma alışkanlıkları arasında ciddi farklılıklar olabiliyor. Bu nedenle şirketler yalnızca eğitim vermek değil, mevcut seviyeyi doğru görmek ve gelişim ihtiyacını somut biçimde belirlemek istiyor.

Teknik becerinin yanında risk farkındalığı ve doğru çalışma davranışlarının geliştirilmesi de önemli bir ihtiyaç. Özellikle uzun yıllardır aynı işi yapan çalışanlarda alışkanlığa dönüşen bazı uygulamalar zamanla prosedürlerin önüne geçebiliyor. Yeni çalışanların sistematik yetiştirilmesi, mevcut çalışanların tazeleme eğitimleri, görev bazlı gelişim programları ve belgelendirme süreçleri de sık talep edilen konular arasında. Biz bu nedenle yetkinlik analizi, teori, uygulama, simülasyon, saha gözlemi, ölçme-değerlendirme ve belgelendirmeyi mümkün olduğunca aynı gelişim yolculuğu içinde ele alıyoruz.

Eğitim başlıkları açısından forklift, köprülü vinç ve sapanlama operasyonları öne çıkıyor. Bu alanlardaki çalışan sirkülasyonu, yeni operatörlerin daha sistematik yetiştirilmesi ihtiyacını da artırıyor. Son dönemde gazaltı ve argon/TIG kaynakçılığı başta olmak üzere kaynak eğitimlerine yoğun talep alıyoruz. Elektrik bakım, mekanik bakım ve otomasyon da firmaların destek istediği diğer alanlar arasında yer alıyor.

Farklı firmaların ihtiyaçlarına göre eğitim programlarını veya simülasyon senaryolarını özelleştirebiliyor musunuz?

Evet. Her işletmenin ekipmanı, taşıdığı yük, raf ve koridor yapısı, trafik düzeni ve operasyonel riskleri farklı. Bu nedenle standart bir eğitim programının her kuruluşta aynı etkiyi yaratmasını beklemiyoruz. Önce firmanın operasyonlarını, ekipman parkını, kullanılan ataşmanları, yükleri ve geçmişte karşılaşılan riskleri analiz ediyoruz; ardından eğitim içeriğini ve mümkün olan durumlarda simülasyon senaryolarını bu ihtiyaçlara göre uyarlıyoruz.

Örneğin bir lojistik merkezinde raf operasyonları ve yoğun yaya trafiği öne çıkarken, başka bir işletmede bobin veya özel yük taşımaları, dar koridorlar ya da farklı ekipmanlarla etkileşim daha kritik olabilir. Modüler altyapı sayesinde farklı yük, ataşman, çevre ve hata senaryoları oluşturabiliyor; gerektiğinde işletmenin gerçek çalışma alanına benzeyen dijital ortamlar da tasarlayabiliyoruz. Hedefimiz, çalışanın kendi sahasında karşılaşabileceği riskleri gerçek olay yaşanmadan önce deneyimlemesini sağlamak.

Bu yaklaşımı yeni operasyon alanlarına da taşıyoruz. Örneğin rüzgâr türbini kanatlarının taşındığı proje taşımacılığı operasyonlarında, iki operatörün koordinasyon içinde çalışması gerekiyor. Bu özel ihtiyaca yanıt vermek ve operasyonda görev alacak kişilerin yetiştirilmesine desteklemek amacıyla bir simülatör geliştirdik. Bu ürünün lansmanını çok yakın bir zamanda gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Müşterilerimizin operasyonel zorluklarından hareketle simülatör çözümlerimizin kapsamını genişletmeye devam ediyoruz.

Borçelik Teknik Akademi bugüne kadar toplam kaç operatör yetiştirdi?

Borçelik Teknik Akademi kurulduğu günden bu yana yalnızca forklift ve reach truck değil; vinç, iş makineleri, kaynak, bakım, üretim ve farklı teknik operasyonlarda çalışanların eğitim, gelişim, ölçme-değerlendirme ve belgelendirme süreçlerinde rol aldı.

Bu nedenle kendimizi yalnızca belirli bir ekipman grubunda operatör yetiştiren bir yapı olarak görmüyoruz. Farklı sektörlerde ve meslek gruplarında çalışanların teknik yetkinliklerini geliştiren daha geniş bir yapıdan söz ediyoruz. Bugüne kadar ulaştığımız toplam operatör sayısı 10.000’i geçti. Bizim için sayının yanında asıl önemli olan, çalışanların sahaya daha yetkin, daha bilinçli ve daha güvenli biçimde çıkmasına katkı sağlayabilmek.

Sektördeki nitelikli operatör ihtiyacının önümüzdeki yıllarda nasıl gelişeceğini öngörüyorsunuz?

Otomasyonun, yapay zekânın ve dijital teknolojilerin üretim sahalarında daha fazla yer almasıyla operatörlük mesleğinin ortadan kalkacağını değil, dönüşeceğini düşünüyoruz. Geleceğin operatörünün yalnızca ekipmanı kullanması yeterli olmayacak; otomasyon sistemleriyle birlikte çalışabilmesi, dijital ekranlardan ve sensörlerden gelen verileri yorumlayabilmesi ve yapay zekâ destekli sistemlerin ürettiği uyarıları doğru değerlendirebilmesi gerekecek.

Bunun yanında riskleri öngörme, problem çözme, karar verme ve yeni teknolojilere hızlı uyum sağlama gibi yetkinlikler daha da önem kazanacak. Akıllı fabrikalar ve yarı otonom ekipmanlar yaygınlaştıkça operatör, yalnızca aracı kullanan kişiden ekipman ile teknoloji arasındaki süreci yöneten daha nitelikli bir role evrilecek. Bu dönüşümde sektörün yetenek havuzunu genişletmek de kritik olacak. Gençleri daha erken yaşta teknik mesleklerle buluşturmak ve kadınların bu alanlara katılımını artırmak, nitelikli iş gücü ihtiyacına cevap vermenin önemli parçalarından biri. Bu nedenle geleceğin eğitim modellerinin hem teknoloji destekli hem de daha kapsayıcı olması gerektiğini düşünüyoruz.
Bu dönüşüm, eğitimlerin süresini ve yapısını da etkiliyor. Belirli bir beceriyi daha kısa sürede kazandıran, ardından yeni modüllerle gelişimi sürdüren eğitim modellerinin önem kazanacağını öngörüyoruz. Örneğin bir aylık programla belirli bir kaynak türünde beceri kazandırıp bunu sonraki modüllerle geliştirebiliyoruz. Akademi olarak kısa, odaklı ve birbirinin üzerine eklenebilen eğitimlerle çalışanların yeni yetkinliklere daha hızlı ulaşmasına odaklanıyoruz.

Yapay zekâ, sanal gerçeklik veya veri analitiği gibi teknolojiler Borçelik Teknik Akademi’nin geleceğinde nasıl bir rol oynayabilir?

Bu teknolojileri eğitimin veya eğitmenin alternatifi değil, öğrenme deneyimini güçlendiren, ölçülebilir hale getiren ve kişiselleştiren araçlar olarak görüyoruz. Sanal ve karma gerçeklik sayesinde gerçek sahada oluşturulması zor, maliyetli veya riskli senaryoları güvenli ortamda deneyimletebiliyoruz. Veri analitiği ve yapay zekâ ile de simülasyonlardan gelen performans verilerini analiz ederek çalışanların güçlü ve gelişime açık yönlerini belirleyebiliyor, kişiye özel gelişim önerileri oluşturabiliyoruz.

Burada temel yaklaşımımız, herkese aynı eğitimi sunmak yerine her çalışanın farklı gelişim ihtiyacını görebilmek. Sınav sonuçları, iş güvenliği olayları, kalite problemleri ve üretim verileri bu açıdan önemli girdiler oluşturuyor. Bu verileri birlikte değerlendirerek kişinin hangi alanda desteğe ihtiyaç duyduğunu daha hassas biçimde belirlemek ve doğrudan o ihtiyaca yönelik öğrenme içerikleri sunmak istiyoruz. Bireyselleştirilmiş mesleki öğrenme, gelecek stratejimizin temel odaklarından biri.

Teknolojinin bir diğer önemli katkısı ise daha fazla gencin ve kadının, gerçek sahadaki risklerle karşılaşmadan önce meslekleri güvenli ortamda deneyimleyebilmesi. Hedefimiz teknolojiyi yalnızca daha etkileyici eğitimler üretmek için değil; erişilebilir, kapsayıcı ve kişiselleştirilmiş bir gelişim ekosistemi oluşturmak için kullanmak.

Benzer Yazılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Eklenenler